Az sonra okuyacağınız satırlar dile getirilmek için yaklaşık üç sene beklenmiştir. Dost acı söyler derler ya bende o missal biraz eleştri getireceğim. Tabii kendimce gözlerim neticesinde bunlara çözümde sunacağım. Şu da unutulmamalıdır ki alışkanacak yerde de övgüyü eksik etmeyeceğim.
Son üç dört senedir çalışmalarınızı hatta çok fazla iyi niyetli çalışmalarınızı mutlulukla izliyorum. Benim yıllardır yapmak istediğim görmek istediğim şeyleri başarı ile gerçekleştiriyorsunuz. Bir misyon edinmişsiniz, Rock n Roll müziğini, o müziğin kralını yaşatmaya çalışıyorsunuz. Bunu amatör bir rujla gerçekleştiriyorsunuz. Bunu istikrarlı bir şekilde yürütüyorsunuz. Tüm geçmişteki çalışmalarınız için kutluyorum.
Briç oyununda bir söz vardır. İyi bir ortağın yoksa iyi bir elin olmadır. diye. Kötü bir ortağımız olduğunu düşünerek elimizdekilere bakalım. Bir isim var. Elvis Presley. Bir misyon var. Onu Türkiye’de yaşatmak. Bir internet sitesi var. Teknoloji çağında olması gereken haberleşme ağı elektronik posta ağınız var. Haftada en az 4-5 posta alıyorum (kendi adıma konuşuyorum) . Düzenlenen aktiviteler var. Tüm bunların neticesinde oluşan bir fan club var. Bunun getirdiği x sayıda üye var. Gelecekte daha büyük hedefler var ülke sınırları dışında. Eğer hayal gücü zorlanırsa pekçokta hayal gerçekleşmesi hiçte zor olmayan. Ama herşey hayal edildiği gibi kolay mı? Ya da geçmişte olduğu gibi mi gelişecek herşey?
1981 yılının haziran ayında ilk kez bir filmed duymuştum rock n roll müziğini Little Richard ‘ın sesinden. Ama o zamanlar Little Richard’ı tanımıyordum. Eve geldiğimde anneme anlatmaya çalıştım müziği. Rock n roll diye bir türmüş filmin adıda buydu kim olabilir acaba diye sordum anneme Elvis Presley olabilir dedi annem. O hafta hayatımda ilk kez kendime ait bir kasedim oldu. Jailhouse Rock aslında filmed dinlediğim şarkı değildi ama en az onun kadar güzeldi. 2004 Haziranındayız. 23 sene geride kalmış. 36 yaşımda olduğumu düşünürsek hayatımın neredeyse ¾ ü rock n roll ve Elvis Presley dinleyerek geçmiş. Bugün dünyada Elvis seven pekçok insanın yaşadığı süreden daha fazla dinlemişim daha fazla sure sevmişim.Daha çok poster asmışım duvara.
İlk kez siteye girdiği günüde hatırlıyorum. O zamanlar ingilizceydi. Hatta sevgili Kemal ile o dönemde tanışıp ICQ üzerinde kısada olsa sohbet etme imkanı yakalamıştık. Sanırım 4 sene evveldi. 1996 yılında çevremde benim için ayrı bir yeri olan Shakin Stevens üzerine bir internet sayfası yapmıştım. Amacım arayıpta bulamadığım Shaky seven insanları bulabilmekti. Yaklaşık 2 sene aktif kalan site beni hedefime ulaştırdı. Bugün gerçekten dost diyebileceğim, Shakin Stevens ‘ı konuşmadığımız ama hergün telefonlaştığımız dostlar edindim. Sizin attığınız adım ise daha da iyiydi benim için çünkü hazıra konabilecektim.
Ama o günden bu güne nerdeyse 4 sene geçti. İçimde hem mutluluk hem hüzün var. Zira mutluyum, rock n roll benim en büyük hobim. Benim en büyük eğlencem. Hayata tutunduğum bir dal. Ama hüzünlüyüm çünkü beklentilerime halen kavuşamadım.
Haftada en az 2-3 kez girdiğim bir site var önümde. İçeriği en iyi anlayacağım şekilde sunulmuş. Dili Türkçe. Aradığım çok şey var. Sıkça yenileniyor. Harika. Bir fan club var sitenin gerisinde. Gönüllü çalışan arkadaşlarca oluşmuş. Ama benim halen bir arkadaşım yok. Yolda yürüken selamlaştığım biri yok. Buluşupta rock n roll konuşabileceğim, yeni aldığım bir cd’yi paylaşabileceğim, beraber değerlendirebileceğim kimseyi tanımıyorum. Bazende düşünüyorum kendi kendime yahu belkide tek üye benimdir diye.. Çünkü bir yerde hata var. Bunca emek bunca zaman bunca iyi niyet var. Ama benim elimde koca bir sıfır.
Bugün güzel hazırlanmış bir üye tanıtım kartı benle de paylaşılmıştı. Arkasında misyon diye bir cümle yazılı idi. Şimdi hatırlamıyorum. Ama daha evvel söleşilerde izlediğim kadarı ile yapılan herşeyin amacı Elvis’i ve müziğini yaşatmak, tanımayana tanıtmak falan filan. Buraya kadar herşey güzel. Ama ben müziği tanıyorum. Elvisi de tanıyorum. Tanımak istediğim kadar tanıyorum. Dinlemek istediğim kadar dinliyorum. Eğer fan club olmasa idi Elvisi bilmeyecekmiydim. Ya da Türkiye Elvisi unutacakmıydı. Pek sanmıyorum. Ankara’da Saklıkentte düzenlenen bir geceye katıldım. Herşey güzeldi de nasıl geldiysem öyle çıktım. Bana birşey kazandırmadı. Eğlenmedim mi. Gerçeği söylemek gerekirse yanlız birinin eğlenebileceği kadar eğlendim. Belki de orda olanlardan farklı amaçlarla gelmiştim o geceye hata bendeydi.
Ama düşünüyorum o vakit kendime haksızlık yaptığıma kanaat getiriyorum. Herkes şapkasını önüne koyacak düşünecek. Elvis ile ilgili büyük adımlar atmak üzereyiz. Avrupa’ya bir adım. Yarın üye sayısı çok artacak. O vakit hedefler büyüyecek ve belki de Türkiye ile ilgili beklentiler ikinci plana düşecek. Şimdi düşünelim biraz. Eğer dün yaptıklarımızı yarın yaparsak bu iş yürür mü? Bence yürür. Tüm Avrupalı Elvis severlerin izlediği site oluruz. Sorarlarsa deriz ki Avrupalı Elvis’i bizde öğrendi. Hayır kandırmayalım kendimizi. Doğru örgütlenemez isek, bilinçli programlı haraket edemez isek artık profesyonel olamaz isek bir yere varamayız. Hedefler olmalı. Bu hedeflere ulaşılmalı. Yoksa birgün gelir hobilerimizden sıkılırız. Bırakır arayışa gireriz. Akıl verenimiz çok olur. Dinlemekten sıkılırız.
İşin hikaye kısmını bırakıyorum bir kenara. Bugün amatörce bir dernek durumundayız. Araçlarla amaçları karıştırmış pozisyondayız. Potansiyellerimizin farkında değiliz. Yapabileceklerimizi bilmiyoruz. Doğru örgütlenme olmadığı için bazı omuzlarda yük artıyor. Sorarım bir problem olsa ve bazı omuzlar bir sure olmasa herşey duracak mı? ya da sil baştan mı yapılacak. İşte yanlış burda. Sizler belki üyelerinizi tanıyorsunuz ama bizler tanımıyoruz. Oysa düzenlenen tüm aktiviteler kaynaşmak için. Ama amaçına ulaşmıyor. Tecrübelerimle konuşuyorum.
Süratle örgütlenmemiz lazım. Sorun yönetimde değil. Yönetimsel boyutunda iş bölümünde bir sorun yok. Tıkır tıkır işliyor mekanizma. Ama yönetim kurulunun altında alt ve ara yöneticiler vardır şirketlerde. İşte bu yapı bizde eksik.
Ankara’da nasıl bir potansiyel var bilemiyorum sizin kayıtlarınızda mutlaka var olan bir sayı vardır üye bazında. Bu isimlerin organizasyonu lazım. Aynı şey diğer yerler en azından 3-4 büyük il için gereklidir. Üyeler taranmalı doğru bir veri tabanı oluşturulmalı. Her yönü ile üye profili çıkarılmalıdır. Sonra bu üyelere mutlak şekilde ulaşılmalı beklentileri öğrenilmelidir. Düzenlenecek herşey yahut webten verilecek her kelime bilgi bu beklentileri karşılamalıdır. Unutmayın Türk insanı kaderine razı olur asla isteklerini söylemez. Ne verilirse onla yetinir. İnsanlar bir araya getirilmeli dostluklar oluşturulmalıdır. Her üye izlenmelidir. Düzenlenen aktiviteye gerekirse üye harici biri alınmamalıdır. İstanbul’dan Ankara’ya yahut İzmirden İstanbul’a gelindiğinde insanlar kaynaşmalı hemen. Böyle bir dayanışmanın varlığı hissetirilmelidir. Belki doğum günüde atılacak bir e-mail bile insanların hoşuna gidecektir. Profesyonel zihniyetle yaklaşılmalıdır olaya. Zira yarın Avrupa açıldığımızda güçlü bir yapımız olmalıdır. İnsanlar ummadıkları yerlerde duymalıdır bizi. Amaçlarımızı karıştırmayalım. İşi bir iki Elvis mp3 ü elde etmek ya da bir filminin kopyasını edinmek gibi düşünmemeliyiz.
Ankara için bazı düşüncelerim var. Öncelikle ufak bir ekip oluşturmalıyız. Hem alt yapı hem de koordinasyon için. Üyeler süratle gözden geçmeli, bir şekilde kontak kurulmalıdır. Bu işe gönül verenler saptanmalı ve bir araya getirilmelidir. İnsanlar birbirini tanıyacak ve birbirini destekleyecek. Elvis araç olacak amaçlar farklı olacak. Belki üye sayısı (katılımcı bazında) düşecek ama elit bir topluluk elde kalacak. Yani amaç olan gerçek elvis severler, elvis için fedakarlık yapmaya hazır olanlar ortaya çıkacak. Düzenlenen tüm aktivitelerde katılım olacak . Web sayfasına akıl lazım olduğunda üyeden gelecek. Destek lazım olduğunda üyeden gelecek. Şahsi sorunum olduğumda üye aklıma gelecek ilk.
Bir ön eleme yapmak gerekiyor üyeler arasından süratle. Belki 15-20 gün alır ama sonuçta Ankara Elvis severler ne istiyor ne bekliyor orataya çıkar. Beraberlik için adımlar atılır. İşte o zaman Herkes bizi bilir bizi konuşur. İnsanlar bize katılmak için çaba harcarlar. Katıldıkları zaman fedakarlık yaparlar. O vakit takım oluruz. Kazanan ise Elvis sevgisi, Rock n roll sevgisi olur. İşte o zaman bir gece düzenlendiğinde belki bir lise mezuniyet balosu havasına bürünür. O zaman herkes konuşur. Unutmayın yarın avruya açılınca avrupadan gelmek isteyenler olacak. Bu gelen Ankara’ya gelirse kimle tanışacak. Havaalanında yanlız mı kalacak.o zaman demiyecek mi Türklerin yapacağıda bu kadar olur diye. Ben bir senedir susuyor ve sadece elimden geldiğince katkıda bulunuyorum. Ama artık birinin çıkıp bazı şeyleri değiştirip beklentilere cevap vermesi gerekiyor. Eğer herkes benim kadar elvis seviyorsa benle aynı düşünceyi taşır. Mutlaka benle beraber olmak ister. Konuşmak ve elvis dinlemek ister. Zira ben onlarla bunu yapmayı çok isterim. Pazar sabah kahvaltısını ya hut düzenlenen bir piknikte onlarla beraber olmayı isterim.
Amacım yapılanları eleştirmek emeklere saygısızlık asla değil. Belki benim beklentilerim biraz fazla. Belki sizlerin amacından çok farklı bir kulvarda koşuyorum. Eğer karşıdaysanız diyecek birşey yok. O vakit devam ederiz yola. Ama aynı fikirdeysek o zaman elele veririz takım oluruz ruh kazanırız ve şampiyonluğa oynarız.
Mustafa
BİRKAN
Fan Kulüp Elvis Mania ve Almost Elvis Bölümleri Genel
Sorumlusu
FAN KULÜP MİSYONU
Bizler, yaş ortalaması 30-35 civarı olan, profesyonel meslek hayatlarımızda belli eğitimleri alıp kariyerlerinde başarıya ulaşmış, değişik mesleki gruplarda, aşağıda tanımladığımız misyonumuzu özümsemiş ve bunu bir hayat tarzı olarak yaşayan TÜRK ELVIS’çileriz.
MİSYONUMUZ
-Dünyanın
gelmiş geçmiş en büyük efsanesi, Rock’n Roll’un kralı ELVIS
PRESLEY gerçeğini özümsemek, yaşatmak ve gelecek
nesillere ulaşmasını sağlamak.
-Ortadoğu’nun
ilk ve tek ELVIS
fan kulübü olma özelliğine ve dünyadaki 1500 ELVIS
fan kulübü arasında 4. sırada yer alma başarısını gösterebilme gerçeğinin
gereği olarak, tüm Türkiye’deki ELVIS
severleri biraraya getirebilmek.
-Dil,
din, ırk, etnik köken v.b. ayrımı yapmaksızın BARIŞ, SEVGİ, DOSTLUK,
ARKADAŞLIK, DAYANIŞMA ve PAYLAŞMA prensiplerimizi tüm insanlarla ve tüm
ELVIS
severlerle; el ele, gönül gönüle yaşayabilmeyi sağlamak.
-Tüm üyelerimizin sosyal yapılarını güçlendirmeye, kaynaşma ve dayanışmaya yönelik yeni projeler geliştirmek
-Kralın malikanesi olan Graceland’a Türk bayrağını götürerek ELVIS hatırasını fan kulüp üyelerimizle ziyaret etmek.
-Üyelerimizin daha çok ELVIS materyaline sahip olabilmelerini sağlamak
-Merkezi İstanbul’da olmak üzere fan kulübümüzün idari binasının da içinde olacağı muhteşem bir ELVIS land müzesi,
-Yepyeni bir yayın organı oluşturarak, fan kulübümüzü, organizasyonlarımızı, arşivlerimizi, kısacası geleceğimizi ELVIS severlerle ve tüm üyelerimizle paylaşmak,
-Fan kulüp hayatımızı ve faaliyetlerimizi, 2003 yılı itibarı ile resmi statüde (dernek olarak) yapılandırmak,
-İstanbul ve Türkiye’mizin dünya çapında tanıtımına katkıda bulunmak,
-Türkiye’mizde öncelikle büyük şehirlerde olmak üzere şubeler açarak ve yapılanarak fan kulüp misyonumuzu tüm ELVIS severlerin eşit olarak paylaşmasını ve yararlanmasını sağlamak.
-Yapılacak kültürel etkinliklerle ELVIS üyelerinin farkını ve kalitesini önce Türkiye’ye, sonra da tüm dünyaya tanıtmak.
-Kral’ın doğum ve ölüm yıldönümlerini gelenekselleştirerek, yapısı, katılımcılığı ve etkisi güçlü sosyal aktivitelerde bulunmak.
-Başta ELVIS ve müziği olmak üzere, 50-60 ve 70’li yılların Rock ve Pop tarihine ilişkin program, brifing v.b. konularında yazılı ve görsel etkinliklerde bulunmak.
Türkiye’nin
içinden çıkan bu ışık
KRAL’ın
ruhuyla
bir
yerlerde buluşacak...
Tüm "Elvis is in İstanbul Now" Üyelerinin değerli katkılarıyla