19.11.1924 - 16.11.1998

Bu yazımızda sizlere Elvisin en ünlü vokalisti diyebileceğimiz J.D. SumnerI tanıtacağız. Elvis konserlerinin belkide en ilginç özelliklerinden biri konserin aslında sadece Elvis konseri olmamasıdır. Bazı müzisyenlerinin kendi şöhretleri ve hayran kitleleri vardır. Bunlardan birisi de kuşkusuz J.D.Sumnerdır.
J.D.Sumner Elvis için çalışmaya başlamadan da zaten Amerika çapında bir şöhrete sahipti. En aranan gospel şarkıcılarından birisi olan Sumnerın konserlerine o zamanlar Elviste gitmekteydi. Elvis henüz 16 yaşındayken hayran olduğu J.D Sumnerın da grup üyelerinden olduğu Blackwood Brothersın Memphis Ellis Auditoriumda verdiği konseri sonrasında J.D.Sumnerla tanışma şansına kavuşmuş, sonraki yıllarda da aralarındaki dostluk giderek gelişmiştir.
ELVISTEN ÖNCE
John Daniel Sumner 19 Kasım 1924te Lakeland Floridada doğmuştur. Gospel müziğinde quartet (dörtlü grup) tarzını benimseyen Sumnerın ilk profesyonel müzik deneyimi Sunny South Quartetladır. Bu kısa çalışmasının ardından Sunshine Boysa katılan Sumner bu grupla birçok festivalde hatta bazı filmlerde de yeralmıştır. Zamanın ünlü film yıldızı Roy Rogers bunlardan biridir.

Sumner daha sonra ünlü Blackwood Brothers grubuna katılmıştır. 1934 yılında Roy ve Doyle Blacwood kardeşlerin kurduğu grubun orjinal kadrosu diğer kardeş James ve Roy Blacwoodun henüz 13 yaşındaki oğlu R.W.Blackwoodtan oluşuyordu. Baritone vokalist R.W.Blackwood ve gruba sonradan katılan bas vokalist Bill Lylesın 1954 yılında geçirdikleri bir uçak kazasında ölmesi sonucu gruba iki yeni isim katılmıştır. Bariton Cecil Blackwood ve bas vokalist J.D.Sumner. J.D. Sumner vokal müzik tarzına bir yenilik getirmiştir. Artık tüm vokalistlere ayrı birer mikrofon verilmektedir. Daha önceki vokal gruplarında tüm grup tek bir mikrofonun başına toplanmakta ve farklı ses tonlarından oluşan spektrum mono olarak kaydedilmekteydi. Grup yine Sumnerın öncülüğünde 1956 yılında National Quartet yarışmasına da öncülük etmiştir. Sumnerın müzikteki yenilikleri bununla da kalmamıştır. İlk defa özel bir turne otobüsü hazırlatma fikride kendisinden çıkmış sonra bu fikir tüm diğer müzisyenler tarafından benimsenmiştir.
Dünyanın en kalın sesine sahip olan insanı olarak Guiness rekorlar kitabına da giren J.D.Sumnerın sesi double low C (normal Do tonunun iki oktav altı) tonundadır. Sumner Blackwood Brothersta sadece o ünlü bas sesiyle şarkı söylememekte aynı zamanda da beste yapmaktadır.
1963 yılında bir başka ünlü gospel grubu olan Stamps Quartetin lideri Frank Stampsle tanışan Sumnera Stamps Publishing Co.yu satın alması teklif edilir. Sumner o yıllarda zaten sık sık Elvisle çalışan Stamps Quartetin yeniden organize edilerek düzene sokulması gerektiğini düşünmektedir. Elvis te tam o aralarStampsten aynı J.D. Sumner gibi bir bas vokalist bulmalarını istemektedir. Stamps daha iyisini yapar ve J.D. Sumnerın kendisini gruba katar.
ELVIS VE J.D.
Aslında The Stapms Quartetin bu yeni formunda J.D.Sumnerın grupta yeralması düşünülmemişti. Grup Elvisle ilk provasını yapmak üzere sahnede yerini alırken J.D.Sumner seyirci sıralarında oturmaktadır. Elvis şaşırır ve sorar
Peki J.D. Sen niye burada değilsin?
Ben burada grubun menajeri olarak bulunuyorum o yüzden
Aranızdaki anlaşmanın ne olduğu beni ilgilendirmez seni burada hemen yanımda istiyorum
Elvis J.D.ye şarkılara kendisiyle birlikte aynı mikrofondan eşlik etmesini ister ve o gün Elvisin emrivakisiyle sahneye çıkan J.D. bir daha o sahneden inmez. Elvisle turnelere çıkan J.D. Sumner Gracelandde de hep iyi bir şekilde ağırlanır. Elvisle saatlerce piyano başında gospel söylerler. Sumner Elvisin evindeki gospel plaklarının sayısını görseniz inanamazsınız. Kendi plaklarını bile hiç dinlemez müzik dinlemek deyince tek anladığı gospel müziği dinlemekten ibarettir der. J.D. Sumner Elvisin bir rockn roll şarkıcısı olarak imajının da aslında gospel müzisyenlerinden geldiğini söyler. 1940 ve 50lerin gospel müzisyenlerinin hepsinin saçları uzun ve geriye taranmıştır ayrıca hepsi ışıldayan elbiseler giyerler. Sumner Elvis bana ilk gençlik yıllarında gospel müzisyenlerine özenip uzun saç bıraktığı ve dikkat çekici elbiseler giydiği için kimsenin kendisine iş vermediğini anlatmıştı der.
Sumner bunu çok ironik bulur; Tuhaftır Elvisin müzik stili tamamen güney gospellarından gelse de hayran kitlesi güney gospel müziğinin ne olduğunu hatta böyle bir türün varlığından bile haberdar olmayan, dinleseler bile hiç hoşlanmayacak olan kitlelerden oluşmaktaydı.
Elvis çocukluğundan beri hayran olduğu J.D. Sumnera olan hayranlığını hep belirtmiştir. Elvis meşhur olduktan sonra da Blackwood Brothers konserlerine gitmekteydi. Hatta kariyerinin başlangıcında gruba katılması için teklif bile yapılmıştı. O yıllarda Elvisin ve ailesinin devam ettiği First Assembly of God kilisesinde de zaman zaman konserler veren Blackwood Brothers herzaman Elvise ilham vermiş olmakla beraber kilise cemaati Elvisin rockn roll kariyerinden pek memnun olmamıştı.
Benim şahsen tanışıp konuşma ve arada bir mailleşme şansına sahip olduğum Elvisle ölene kadar dostluğunu sürdüren çocukluk arkadaşı ve aynı zamanda da J.D.Sumnerın en yakın arkadaşlarından olan Dr. Gene Burgess, o yıllarda beraber kilise korosunda şarkı söylerken Blackwood Brothers konserlerini hiç kaçırmayıp beraber gittiklerini Elvisin bir ara plak doldurmak üzere olduğunu söylediğini ama pek ihtimal vermediğini anlatmıştı. Elvis gerçekten plak doldurup hızla şöhret olurken cemaatin kendisine rockn roll söylemeyi bırakıp gospel söylemesi gerektiği yönünde telkinleri olmuş, hatta Gene Burgess, Cecil Blackwood ve J.D.Sumnerın kendisiyle şahsen konuştuklarına da şahit olmuş ama Elvis cevap olarak hep gospel müziği yaparsam sadece gospel dinleyen kitle tarafından dinlenirim ama popüler tarzları da söyleyerek daha geniş bir kitleye bu müziği sevdirebilirim dermiş. Burgess Elvisle son görüşmelerinin ölmeden birkaç ay önce Gracelandde gerçekleştiğini orada Sumnerla birlikte Elvis Allah sana bu sesi onun yolunda kullanasın diye verdi. Daha çok gospel müziği yapmalısın dediklerini söyleyerek ölümü gospel için büyük bir kayıptır. Yazık daha yapması gereken çok şey vardı dediğinde ben ona Elvisin en başta verdiği cevabında haklı olduğunu mesela bir müslüman olarak benim Elvis olmasaydı gospel müziğini değil sevmek tanımamın bile mümkün olmayacağını kralın en doğrusunu bilip yaptığını hangi dinden olursa olsun Elvis hayranlarının onun sayesinde tanrıya daha çok yöneldiğini anlattığımda belki de haklısın diye cevaplamıştı.
Gerçekten de Elvis, hele de ilk başlarda kilisenin kendisine karşı olan nefretine rağmen hiç birinin yapmayı hayal bile edemeyeceği bir başarıyı elde etmişti. Zaten Elvisin söylediği gospel parçaların çoğunluğu hangi dinden olursa olsun herkese saf bir Tanrı sevgisini hristiyanlık empoze etmeden aktaran şarkılardır. İçindeki anlatımların hiçbiri hiçbir dinin mensubunu rahatsız etmeyip kabul edeceği türden anlatımlardır. Bence Allahın kendisine verdiği görevi de başarmıştır. Dr. BurgessI 2000 yılında kaybettik kendisini de burada saygıyla anıyorum.
ELVISTEN SONRA
J.D.Sumner Elvisin cenaze töreninin hazırlanmasında da görev almıştı. Seromoni de The Stamps Quartetla birlikte ve solo olarak Elvisin en sevdiği gospel parçalarını seslendiren Sumner bir süre müziğe ara vererek önce Stamps Quartetle sonra da yeni kurduğu The Masters V ile gospel çalışmalarına devam etti. 700 gospel

bestesi bulunan Sumner bu iki grupla da plaklar yaptı. 1981 yılında da bu grupla birlikte Grammy alan SumnerI 1998 yılında verdiği bir konserin hemen arkasından geçirdiği kalp krizi sonrası kaybettik.