ELVIS THE CONCERT in TURKEY
İstanbul - Eskişehir - Ankara'dan sonra
27 Şubat Cuma Akşamı ELVIS BURSA'DA idi

DAKİKA ! DAKİKA ! BURSA TURNEMİZ

 
Sonunda Elvis'i Bursaya da götürdük. Kemal Öznoyan'ın aklına uyup daha kaç bin kilometre yapacağımızı inanın ben bile bilmiyorum. Bursa turnemiz bugüne kadar yaptıklarımızın en matrağı ve eğlencelisiydi.

27 şubat cuma günü saat 14.30 gibi Mecidiyeköy'den parti vereceğimiz Resimli Bar tarafından tahsis edilen minibüsle yola çıktık. Yol boyunca parti planları, şarkı listeleri gibi ayrıntılarla uğraştığımız için pek eğlenceli olmadı. Zaten orada neyle karşılaşacağımız, başarılı olup olamayacağımız da belirgin bir gerginlik yaratmaktaydı. Gezimizin starı olan sevgili Kemal Öznoyan'ın minibüste sanki takım teknik direktörü gibi en öne oturması ve avamdan uzaklaşmasının da yolculuğun daha zevkli geçmesine mani olduğunu düşünüyorum. Eskihisar'dan bindiğimiz feribotla son derece keyifli (!) bir yolculuk yaptık. Biz gelmeden lodos patladığından şiddetli rüzgar ve yağmur altında dalgalara bata çıka Topçular'a ulaştık. Sevgili Elvis severler, özellikle Bursa'da olanlar ne gibi zorluklarla boğuşarak gittiğimizi görsün diye denizin bir fotoğrafını da çektim.

   
Herneyse, Bursa'da Resimli Bar'a ulaştığımızda son derece sıcak karşılandık. Mekan sahibi ve müdürünün son derece medeni olması ve bar personelinin de kibar olması bizi çok memnun etti. Resimli bara neden öyle bir isim konduğunu sizlere anlatmak isterim. İçerisi filmlerde gördüğümüz ortaçağ hanlarını andıran bir şekilde dizayn edilmiş, son derece ilginç bir atmosfer olmakla birlikte, asıl güzel olan duvarlardaki Bizans mozayiği şeklinde yapılmış resimler, özellikle de bir tam duvara işlenmiş olan rönesans tarzı kabartma bir tablo idi. Herhangi bir teknik aksaklıkla karşılaşmamamız ise sürpriz oldu. Gerçi bir karaoke CD'sinin çalışmaması biraz proğramda değişiklik yapmamaıza sebep oldu ama, teknik bir aksaklıkla karşılaşmayıp sadece olağan ayarlar ve kısa provalarla herşeyi hazır hale getirdik.

   
Daha sonra saat 20.00 gibi DJ'lik yapan arkadaşımız Sarper çeşitli Elvis parçaları çalarken biz de biraz oturup dinlenme fırsatı bulduk. İzleyiciler de yavaş yavaş gelmeye başlamıştı. Saat 21.00 gibi barın iyice dolması ile Sarper de rock'n roll'un dozunu arttırmaya başladı. Şunu da belirtmeliyim ki bugüne kadar gördüğümüz en çılgın izleyici topluluğu burada toplanmıştı (hepsini video'ya çektik ilk toplantıda sizlere de seyrettireceğiz). Daha proğram başlamadan dans pisti dolmaya başlamıştı. Saat 22.00 gibi proğramımız start aldı. Herzaman olduğu gibi Elvis'in konsere çıkışının canlandırıldığı bu bölümde DVD'den yayınladığımız Elvis'in "Aloha From Hawaii via Satellite" konserinin başlangıcına Cihan, Melih ve Arif abi eşlik etti. Sahnenin önünde izdiham oluşturan kalabalık iyice çıldırırken ben fotoğraf çekebilmek için yer değiştirmekte ve çekerken makinayı sabit tutmakta bayağı bir zorlandım. Allah için sahnedeki arkadaşlarımız da benim işimi zorlaştırmak için milleti coşturdukça coşturuyordu. Cihan'ın performansı inanılmazdı özellikle "Steam Roller Blues" yorumu bizi şaşkına çevirdi. Arif abi ve Melih herzamanki standart performansları ile son derece başarılı idiler.

   
Cihan ve Arif abinin birlikte söylediği parçalar çok iyi oldu. Daha sonra Cihan, Melih ve Arif abi sırayla solo proğramlarına çıktılar. Bu arada benim içtiği puro ve sevgili dostum Jack Daniels ile görenlerin şakalarına maruz kalsam da pek aldırmadım. Zaten bazı kişiler beni de Albay Parker'ı canlandırıyor zannetse de, benim normal halimin böyle olduğuna pek inanmadılar neyse, canlı performansların sonrasında arada Sarper'in çaldığı parçalar eşliğinde danseden çılgın kalabalığı seyretmek bayağı keyifliydi. İlk defa herşeyi bırakıp milleti seyrederek eğleniyorduk. Bu arada gecenin starının ne Yerli Elvisler ne de orjinal Elvis olduğunu anladık. Sevgili başkanımız, Kemal Öznoyan'ın dans yarışmasına insanları davet anonsu yapmak için mikrofonu eline almasıyla millet yarıldı. Kemal çiftleri dansa davet ederken " kavalyesi olmayan bayanlar isterlerse bizim kulüp üyelerimizi
"kullanabilirler" deyince dayanamayıp öyle bir kahkaha attım ki inanın son bir senedir böyle gülmemiştim. İlahi Kemal yani biz lavabo, peçete veya el arabasımıyız ki bizi kullansınlar.

   
Proğramın ikinci canlı performans bölümünün sürprizi Melih'ti "Trouble" yorumu çok iyiydi. Bu arada sahnenin arkasına işlenmiş olan meşhur Zeugma mozayik resminin üstünü kapatan pankartımızı hazırlayan sponsorumuz Magic S.t.u.d.i.o.s. 'dan Ali ise gezinin başından beri yaptığı gibi masanın birinin üzerinde uyumaya başlamıştı bile. Resimli Bar'ın yöneticisi Özgür'e burada bu proğramın başarılı gerçekleşmesinde gösterdiği katkılardan dolayı teşekkür etmek isterim. Barın bütün teknik imkanlarını gayet özverili bir şekilde bizler için seferber etmeseydi böyle başarılı olamazdık. Masa kapasitesi max. 150 kişi kadar olan barda yaklaşık 250 kişi vardı. Zaten proğram boyunca hiç yerine oturmayan çılgınlar gurubu sayesinde bir yer sorunu da yaşanmadı. Canlı proğramın sonunda herzaman olduğu gibi Cihan, Melih ve Arif abi birlikte "My Way" i yorumlayarak kapattılar daha sonra Sarper CD'den müzik yayını yapmaya devam etti. Şunu da belirtmek isterim ki bugüne kadar hiç bu kadar istek parça talebi olmamıştı. Sarper hepsini çaldı.

   
Bu gezimizin tek olumsuz olayı gece 03.00 gibi ulaştığımız oteldi. En başta bize son derece pis ve kötü odalar verdiler, itiraz edince değiştirdiler ama yeni verdikleri odalar da "eh işte" tarzında yerlerdi. Zaten sabah 08.00 gibi kalkıp İstanbul'a dönmek zorunda olmamız sebebiyle yatabilecek bir yer bulunca itiraz etmedik. Kahvaltı fena değildi. Başarılı geçen gecenin ardından keyifler iyice yerine gelmişti, keyifli bir kahvaltı ve muhabbette daldık. Günün matrağı bir zaman bir yerde öğrendiğimiz "sayın başkanım muhabbeti" oldu Kemal bayağı esprilere maruz kaldı. Sonra ben minibüse binerken Kemal'in ön koltuğu bana teklif etmesiyle ben fırsatı değerlendirip bir darbe girişiminde bulunarak kulüp başkanlığımı ilan ettim ama Kemal beni yine kandırdı ve arkaya gelip muhabbete katılmam konusunda ikna etti, ben de yerimi Cihan'a bıraktım. Aslında bu darbe konusunu düşünmek gerekiyor, bu konuda aramızdaki tek asker kökenli üye olan Arif abiden yardım ve taktik beklediğimizi bildirmem gerekiyor.

   
Herneyse dönüş yolu bayağı keyifli geçti, yol boyunca kaynattık. Ama gezinin starı Kemal Öznoyan'la yaşadığımız bir olay var ki anlatmadan yapamayacağım. Kemal'e tüm sabah "sayın başkanım" diye takıldıktan sonra çay almak için feribotun büfesine gitmiştik. Kemal çayına şeker istemedi ve büfedeki görevliye "çay şekersiz kaç para?" diye sorunca  ben dayanamayıp "manyaklaşma" diyince görevli bombayı patlattı " siz nasıl konuşuyorsunuz benim sayın müşterimle, lütfen manyak demeyin!" deyince "vallah pes!" dedim yani sayın başkanımızın şanı dünyayı almış ta benim haberim yokmuş meğerse. Gırgır şamata arasında İstanbul'a geldiğimizin bile farkına varamadık. İşte böyle sayın dostlar, Elvis böylece Bursa'ya da gitmiş oldu.
 
Menderes KARAKÜÇÜK
Dış ilişkiler sorumlusu, resmi kulüp tarihçisi , yazarı,
fotoğrafçısı