TCB Band

TCB Band

TCB Band

Hepimiz Elvis Presley hakkında az çok bilgi sahibiyiz. Ama ya o muhteşem müziğin arkasındaki diğer kahramanlar? İşte sitemizde ki bir eksiği daha tamamlıyoruz (Zaten fazla bir eksik kalmadı) Yeni bölümümüzde TCB BAND’in tüm kahramanlarını sizlere tanıtacağız.

İşte ilki James Burton.  Burton’ın Elvis’ten önceki kariyeri, Elvis’le birlikte olanı ve Kral’dan sonrası ile sizlere tanıtmaya çalışacağız.

JAMES BURTON

FENDER TELECASTER VİRTÜÖZÜ

Kimi müzik efsaneleri kullandıkları enstrümanlarla birlikte efsane olmuşlardır. Nasıl ki Jimmy Hendrix Fender Stratocaster’la, Chet Atkins Gibson’la anılıyor James Burton’da Fender Telecaster’le efsaneleşmişti

21 ağustos 1939 Dubberly Lousiana’da doğan James Burton’un ilk gitarı bir Rex’ti sonra bir Stella edinen Burton’un arayışı 1953 yılında Fender Telecaster’la tanışmasıyla son bulur. Daha 12 yaşında bir çocukken profesyonel müzisyenliğe adım atan James Burton okulu da bırakır. O yıllarda bazı özel partilerde ve barlarda çalmaya başlayan Burton  14 yaşına geldiğinde “Lousiana Hayride”’in yapımcısı Horace Logan orkestrasında çalması için teklif aldı. Zamanın en popüler programlarından olan “Lousiana Hayride” Burton için bir dönüm noktası oldu. Burton “Lousiana Hayride”da George Jones ve Johnny Horton gibi ünlülere eşlik ederken bazı yerel şarkıcıların plak kayıtlarında da yer aldı.

1955 yılında Burton Dale Hawkins Band’de çalmaya başladı. İlk hit parçasını da bu orkestra ile yaptı. Dale Hawkins’le birlikte besteledikleri “Susie Q” önemli bir başarı elde etti. Bu arada “Lousiana Hayride” Burton’ı tekrar istiyordu. Yeniden şova dönen Burton yapımcılardan birinin teklifi üzerine Ricky Nelson’ın orkestrasında ritim gitar çalmaya başladı. Burton’ın Ricky Nelson’la ilk kaydı “waiting in school / Stood up” 45’liği içindi. İlk defa “Believe what you say” de solo gitarist olarak çalan Burton 1967 yılına kadarki tüm Ricky Nelson kayıtlarında yeralmıştır.

James Burton, Ricky Nelson için çalarken aynı zamanda Glenn Campbell, Dean Martin, Bobby Darin ve The Everly Brothers için de çalıyordu. Özellikle “Travelin’ man” ve “Hello Mary Lou” daki stili yüzünden çok aranan bir gitarist olmuştu. Ama bir gün Johnny Cash’ten bir TV show’unda kendisine eşlik etmesi teklifi alınca Ricky Nelson’la aralarında hafif bir problem çıktı. Daha sonra olay tatlıya bağlandı ve James Burton Johnny Cash’le birlikte programa çıktı.

Johnny Cash’le ABC’de yaptığı proğram James Burton’ın müzik dünyasında daha iyi tanınmasını sağladı. Artık bir çok farklı müzik türü ile uğraşan ünlü şarkıcılar da James Burton’u kayıt odasında görmek istiyorlardı. Burton artık günde 4’le 6 arası kayıtta yer alıyordu. Haftada 25 saatini stüdyoda geçiriyordu. Kendisi “ortalıkta zombi gibi dolaşmaya başlamıştım ama şikayetçi değildim, birçok farklı tarzı deneme şansı buldum” diyor.

O yıllarda yaptığı en unutulmaz çalışmalar Merle Haggard ve Buck Owens’la yaptıklarıydı. Burton ve Merle Haggard burada “Bakersfield Sound” denilen Country tarzını geliştirdiler. Bu tarz modern country ve country-rock’ın temeli sayılır. Bakersfield Sound ismini bu ikilinin kayıt yapmak için buluştukları Bakersfield California’dan almıştır. Geleneksel country müzik enstrümanları yerine artık Telecaster elektrogitarlara ağırlık vererek yarattıkları bu tarz sonraları tüm country müzisyenleri tarafından benimsendi. Haggard bugün bile kendi müzik tarzını en hızlı geliştiren müzisyendir.

JAMES VE ELVIS

1968 yılında Elvis James Burton’a NBC’de yayınlanacak olan “Come Back Special” da çalması için davet eder ama Burton o ara Frank Sinatra için çalıştığından bu teklifi kabul etmez. Bob Dylan da aynı dönem deki bir konser turnesi için istemiştir ama onu da kabul edemez. Fakat Elvis, Burton’ı ekibine katma fikrinden vazgeçmemiştir.

1969 yılında Elvis James Burton’ı arar ve Las Vegas’ta yapılması planlanan bir canlı show için kendisine bir orkestra oluşturmasını ister. Burton ilk olarak ABC’deki show proğramında beraber çalıştığı piyanist Glen D. Hardin’e teklif götürür ama red cevabı alır. Basçı Jerry Scheff te önce teklifi kabul etmez ama sonra Elvis’in bu yeni sound’undan çok etkilenir ve teklifi kabul eder. İhtiyaç duydukları davulcuyu da Dallas’ta bulurlar Ronnie Tutt.

Elvis, Burton’un stilinden çok etkilenmiştir. Tüm Las Vegas şovlarında Burton’ı en beğendiği gitarist olarak takdim eden Elvis bir gün sahneye çıkan küçük bir kıza ne istediğini sorar fular mı? Yoksa öpücük mü? Kız “hiçbirini” diye cevaplar. Elvis “ o zaman ne istiyorsun?” diye sorar. Kız “james” diye yanıtlar. Tabii Elvis basar kahkahayı ve kızı alıp James Burton’ın yanına götürür. James Burton’dan bir öpücük alan kız sahneden inmeden Elvis’ten de hem öpücük hemde fularını istemeyi ihmal etmez.

Burton Elvis’le sahneye çıktığı zamanlarda dört farklı gitar kullanmıştır. Bunların en bilineni olan pink Paisley Fender tarafından kendisine 1969 yılında hediye edilmişti. Bunun yanı sıra kırmızı Telecaster, oyma desenli ve sarı Telecaster’larını da kullanmıştır.

Burton aynı dönemde country şarkıcısı Emmy Lou Harris için de çalışmaktaydı. Hem Harris hem Elvis James Burton’ı turnelerinde görmek istediğinden Emmy Lou Harris konser turnelerini hep Elvis’in turnede olmadığı zamanlara göre ayarlamak zorunda kalmıştı.

KRAL’IN ÖLÜMÜNDEN SONRA

Elvis’in 1977’deki ölümü James Burton için de bir şok olmuştu. Bu sırada yine stüdyo kayıtlarında yer almaya devam etse de en cazip teklifi John Denver yapar ve Burton’ı Avrupa turnesine götürmek ister. James Burton bundan sonraki 15 yıl boyunca Denver için çalışır.

Turne dönüşü Burton hala aranan bir gitaristtir. Jerry Lee Lewis, Johnny Cash, Kenny Rogers ve Elvis Costello da Burton’ı istiyordu. Hepsiyle çeşitli turne ve kayıtlarda biraraya geldi. 1990 yılında ağaç budamaya çalışırken ayağı kayıp düşerek sol el bileğini kıran Burton’ın bileğine yarım düzine kadar çelik vida takılır ama ameliyatta takılan vidaların boylarının gereğinden fazla uzun olması sebebiyle enfeksiyon geçiren Burton 10 gün komada kalır. Uzun süren bir tedavi süresinden sonra tekrar eski performansına kavuşur.

Rolling Stones gitaristi Keith Richards “Bugüne kadar satın aldığım tüm Ricky Nelson plaklarını James Burton için satın aldım” demiştir.

J. D. SUMNER

19.11.1924  –   16.11.1998

Bu yazımızda sizlere Elvis’in en ünlü vokalisti diyebileceğimiz J.D. Sumner’ı tanıtacağız. Elvis konserlerinin belki de en ilginç özelliklerinden biri konserin aslında sadece Elvis konseri olmamasıdır. Bazı müzisyenlerinin kendi şöhretleri ve hayran kitleleri vardır. Bunlardan birisi de kuşkusuz J.D.Sumner’dır.

J.D.Sumner Elvis için çalışmaya başlamadan da zaten Amerika çapında bir şöhrete sahipti. En aranan gospel şarkıcılarından birisi olan Sumner’ın konserlerine o zamanlar Elvis’te gitmekteydi. Elvis henüz 16 yaşındayken hayran olduğu J.D Sumner’ın da grup üyelerinden olduğu  Blackwood Brothers’ın Memphis Ellis Auditoriumda verdiği konseri sonrasında J.D.Sumner’la tanışma şansına kavuşmuş, sonraki yıllarda da aralarındaki dostluk giderek gelişmiştir.

ELVIS’TEN ÖNCE

 John Daniel Sumner 19 Kasım 1924’te Lakeland Florida’da doğmuştur. Gospel müziğinde quartet (dörtlü grup) tarzını benimseyen Sumner’ın ilk profesyonel müzik deneyimi Sunny South Quartet’ladır. Bu kısa çalışmasının ardından Sunshine Boys’a katılan Sumner bu grupla birçok festivalde hatta bazı filmlerde de yeralmıştır.  Zamanın ünlü film yıldızı Roy Rogers bunlardan biridir.

Sumner daha sonra ünlü Blackwood Brothers grubuna katılmıştır. 1934 yılında Roy ve Doyle Blacwood kardeşlerin kurduğu grubun orjinal kadrosu diğer kardeş James ve Roy Blacwood’un henüz 13 yaşındaki oğlu R.W.Blackwood’tan oluşuyordu. Baritone vokalist R.W.Blackwood ve gruba sonradan katılan bas vokalist Bill Lyles’ın 1954 yılında geçirdikleri bir uçak kazasında ölmesi sonucu gruba iki yeni isim katılmıştır. Bariton Cecil Blackwood ve bas vokalist J.D.Sumner. J.D. Sumner vokal müzik tarzına bir yenilik getirmiştir. Artık tüm vokalistlere ayrı birer mikrofon verilmektedir. Daha önceki vokal gruplarında tüm grup tek bir mikrofonun başına toplanmakta ve farklı ses tonlarından oluşan spektrum mono olarak kaydedilmekteydi. Grup yine Sumner’ın öncülüğünde 1956 yılında National Quartet yarışmasına da öncülük etmiştir. Sumner’ın müzikteki yenilikleri bununla da kalmamıştır. İlk defa özel bir turne otobüsü hazırlatma fikride kendisinden çıkmış sonra bu fikir tüm diğer müzisyenler tarafından benimsenmiştir.

Dünyanın en kalın sesine sahip olan insanı olarak Guiness rekorlar kitabına da giren J.D.Sumner’ın sesi double low C (normal Do tonunun iki oktav altı) tonundadır. Sumner Blackwood Brothers’ta sadece o ünlü bas sesiyle şarkı söylememekte aynı zamanda da beste yapmaktadır.

1963 yılında bir başka ünlü gospel grubu olan Stamps Quartet’in lideri Frank Stamps’le tanışan Sumner’a Stamps Publishing Co.’yu satın alması teklif edilir. Sumner o yıllarda zaten sık sık Elvis’le çalışan Stamps Quartet’in yeniden organize edilerek düzene sokulması gerektiğini düşünmektedir. Elvis te tam o aralarStamps’ten aynı J.D. Sumner gibi bir bas vokalist bulmalarını istemektedir. Stamps daha iyisini yapar ve J.D. Sumner’ın kendisini gruba katar.

ELVIS VE J.D.

Aslında The Stapms Quartet’in bu yeni formunda J.D.Sumner’ın grupta yeralması düşünülmemişti. Grup Elvis’le ilk provasını yapmak üzere sahnede yerini alırken J.D.Sumner seyirci sıralarında oturmaktadır. Elvis şaşırır ve sorar

“ Peki J.D. Sen niye burada değilsin?”

“ Ben burada grubun menajeri olarak bulunuyorum o yüzden”

“Aranızdaki anlaşmanın ne olduğu beni ilgilendirmez seni burada hemen yanımda istiyorum”

Elvis J.D.’ye şarkılara kendisiyle birlikte aynı mikrofondan eşlik etmesini ister ve o gün  Elvis’in emrivakisiyle sahneye çıkan J.D. bir daha o sahneden inmez. Elvis’le turnelere çıkan J.D. Sumner Graceland’de de hep iyi bir şekilde ağırlanır. Elvis’le saatlerce piyano başında gospel söylerler. Sumner “Elvis’in evindeki gospel plaklarının sayısını görseniz inanamazsınız. Kendi plaklarını bile hiç dinlemez müzik dinlemek deyince tek anladığı gospel müziği dinlemekten ibarettir” der. J.D. Sumner Elvis’in bir rock’n roll şarkıcısı olarak imajının da aslında gospel müzisyenlerinden geldiğini söyler. 1940 ve 50’lerin gospel müzisyenlerinin hepsinin saçları uzun ve geriye taranmıştır ayrıca hepsi ışıldayan elbiseler giyerler. Sumner “Elvis bana ilk gençlik yıllarında gospel müzisyenlerine özenip uzun saç bıraktığı ve dikkat çekici elbiseler giydiği için kimsenin kendisine iş vermediğini anlatmıştı” der.

Sumner bunu çok ironik bulur; “ Tuhaftır Elvis’in müzik stili tamamen güney gospellarından gelse de hayran kitlesi güney gospel müziğinin ne olduğunu hatta böyle bir türün varlığından bile haberdar olmayan, dinleseler bile hiç hoşlanmayacak olan kitlelerden oluşmaktaydı.”

Elvis çocukluğundan beri hayran olduğu J.D. Sumner’a olan hayranlığını hep belirtmiştir.  Elvis meşhur olduktan sonra da Blackwood Brothers konserlerine gitmekteydi. Hatta kariyerinin başlangıcında gruba katılması için teklif bile yapılmıştı. O yıllarda Elvis’in ve ailesinin devam ettiği First Assembly of God kilisesinde de zaman zaman konserler veren Blackwood Brothers herzaman Elvis’e ilham vermiş olmakla beraber kilise cemaati Elvis’in rock’n roll kariyerinden pek memnun olmamıştı.

Benim şahsen tanışıp konuşma ve arada bir mailleşme şansına sahip olduğum Elvis’le ölene kadar dostluğunu sürdüren çocukluk arkadaşı ve aynı zamanda da J.D.Sumner’ın en yakın arkadaşlarından olan Dr. Gene Burgess, o yıllarda beraber kilise korosunda şarkı söylerken Blackwood Brothers konserlerini hiç kaçırmayıp beraber gittiklerini Elvis’in bir ara plak doldurmak üzere olduğunu söylediğini ama pek ihtimal vermediğini anlatmıştı. Elvis gerçekten plak doldurup hızla şöhret olurken cemaatin kendisine rock’n roll söylemeyi bırakıp gospel söylemesi gerektiği yönünde telkinleri olmuş, hatta Gene Burgess, Cecil Blackwood ve J.D.Sumner’ın kendisiyle şahsen konuştuklarına da şahit olmuş ama Elvis cevap olarak hep “gospel müziği yaparsam sadece gospel dinleyen kitle tarafından dinlenirim ama popüler tarzları da söyleyerek daha geniş bir kitleye bu müziği sevdirebilirim” dermiş. Burgess Elvis’le son görüşmelerinin ölmeden birkaç ay önce Graceland’de gerçekleştiğini orada Sumner’la birlikte “Elvis Allah sana bu sesi onun yolunda kullanasın diye verdi. Daha çok gospel müziği yapmalısın” dediklerini söyleyerek “ölümü gospel için büyük bir kayıptır. Yazık daha yapması gereken çok şey vardı” dediğinde ben ona Elvis’in en başta verdiği cevabında haklı olduğunu mesela bir müslüman olarak benim Elvis olmasaydı gospel müziğini değil sevmek tanımamın bile mümkün olmayacağını kralın en doğrusunu bilip yaptığını hangi dinden olursa olsun Elvis hayranlarının onun sayesinde tanrıya daha çok yöneldiğini anlattığımda “belki de haklısın” diye cevaplamıştı.

Gerçekten de Elvis, hele de ilk başlarda kilisenin kendisine karşı olan nefretine rağmen hiç birinin yapmayı hayal bile edemeyeceği bir başarıyı elde etmişti. Zaten Elvis’in söylediği gospel parçaların çoğunluğu hangi dinden olursa olsun herkese saf bir Tanrı sevgisini hristiyanlık empoze etmeden aktaran şarkılardır. İçindeki anlatımların hiçbiri hiçbir dinin mensubunu rahatsız etmeyip kabul edeceği türden anlatımlardır. Bence Allah’ın kendisine verdiği görevi de başarmıştır. Dr. Burgess’I 2000 yılında kaybettik kendisini de burada saygıyla anıyorum.

ELVIS’TEN SONRA

J.D.Sumner Elvis’in cenaze töreninin hazırlanmasında da görev almıştı. Seromoni de The Stamps Quartet’la birlikte ve solo olarak Elvis’in en sevdiği gospel parçalarını seslendiren Sumner bir süre müziğe ara vererek önce Stamps Quartet’le sonra da yeni kurduğu The Masters V ile gospel çalışmalarına devam etti. 700 gospel bestesi bulunan Sumner bu iki grupla da plaklar yaptı. 1981 yılında da bu grupla birlikte Grammy alan Sumner’I 1998 yılında verdiği bir konserin hemen arkasından geçirdiği kalp krizi sonrası kaybettik.

Menderes KARAKÜÇÜK

admin

Kasım 8th, 1999

No comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir